21 Kasım 2011 Pazartesi

toplumsol.org yayında




Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.
NAZIM HİKMET

toplumsol; dünya, Ortadoğu ve Türkiye’de önemli değişimler yaşanırken, solun ve toplumsal olanın savunulması, fikri ve toplumsal zeminin bugünün gerçekliğinde yeniden kurulması için sürdürülen her biri birbirinden değerli mücadelelerin mütevazı bir parçası olabilmek için, esas olanın değiştirmek olduğunun bilinciyle yayın hayatına başlıyor.

***

Kapitalizm, insanlığı ve doğayı çok yönlü/çok boyutlu bir yıkıma-kıyamete doğru sürüklerken, küresel ekonomik kriz bugün, milyarlarca insanın gündelik hayatını olumsuz biçimde derinden etkiliyor.

Ortadoğu’da rejimler, küresel gelişmelerin de etkisiyle halk ayaklanmalarına dönüşen patlamalar sonucunda değişime uğruyor.

Türkiye’de, uzun süredir devam eden “egemenlerarası mücadele”nin önemli bir eşiği aşılır, “yeni bir rejim” kurulurken sol, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi, ülkemizde de eşitlik, özgürlük ve adalet için, sosyalizm için mücadelesine, nesnel ve öznel bütün sorunlarına rağmen devam ediyor.

Kapitalizm “kendi suretinde bir dünya yaratmaya” devam ederken, emekçiler, ezilenler, dışlananlar, kadınlar, gençler …  da çeşitli biçim ve yöntemlerle başka bir yaşam için mücadeleye devam ediyor.

Ancak, bir bütün olarak sol ve toplumsal hareketler, bugün için, bağımsız bir düzlemden, bütünlüklü bir bakış açısından hareketle kapitalizmin karşısında etkili bir “siyasal toplumsal dönüşüm” alternatifi/odağı haline gelemiyor.

Bu durumun çeşitli “tarihsel, toplumsal” nedenleri olmakla birlikte, sorunun temel kaynaklarını, bir yanda solun bugünkü fikri birikiminin geçmiş dönemlere ait “ideolojik politik” çerçeveyi aşamamış olmasında diğer yandaysa bu çerçevenin soğuk savaş sonrası ortalığı kaplayan parçalı, her biri sınırlı açıklayıcılık gücüne sahip gerçek hayatın sınamasından geçmemiş teorilerle “aşılmış” olduğu kolaycılığında aramak gerekiyor.

Bu süreçte, aynı zamanda sola, sol tarihe ve sol değerlere, insanlık tarihinin bütün toplumsal birikim ve kazanımlarına ciddi bir saldırı gerçekleştiriliyor. Kimi zaman ideolojik kimi zaman ise psikolojik savaş kalıpları içerisinde yürütülen bu saldırı dalgası, kimi önemli çabalara rağmen ne yazık ki bertaraf edilemiyor.

Böylesi bir tablodan açık ki, ne “geçmişi tekrar ederek” ne de alelacele icat edilmiş “yeni fikirlerle” çıkış imkânı görünmüyor.

Bugün her şeyden önce uzun soluklu, meseleleri bütün karmaşıklığı ile ele almaya çalışan ‘kollektif fikri-ideolojik bir mücadele’ye, bir biriktirmeye ihtiyaç var.

toplumsol bugün yaşanmakta olan değişimi çok yönlü olarak, sınıf mücadeleleri ekseninde kavramayı , “gideni ve gelmekte olanı” sınıfların mevzilenmesi ve mücadelesinde hangi düzey ve biçimlerde cereyan ettiğini, var olan sınıfların durumunu, karşılıklı konumlarını ele almayı, üzerinde ciddiyetle çalışmayı ve bugün sola yönelik eleştirileri de bu çerçevede yanıtlamaya çalışmayı yayın politikasının temel zemini olarak görüyor.

toplumsol, böylesi kapsamlı bir sorun alanının üstesinden ancak kollektif bir çalışma ile gelinebileceğinin bilincinde olarak, farklı bakış açılarının kendi özgünlüklerini korumasının da çoğulcu bir zemin oluşumu açısından vazgeçilmez olduğunun altını çiziyor.

***

toplumsol, bugün kapitalizmin-neoliberalizmin yeşerttiği bir iklimde sağın ve bireyciliğin her türlüsünün egemen hale getirildiği, “öteki dünyaya” havale edilmiş sahte kurtuluş umutlarının boy verdiği, herşeyin ve insanın alınıp satılabilinen bir meta haline dönüştürüldüğü bir dünyada ve ülkemizde, solun içe kapanmasının, yaşanılan daralmanın teorisini yapmasının, kendisini salt politik bir alana hapsetmesinin sorunları çözmediğini yüksek sesle söylemeyi hedefliyor.

toplumsol, insanlık tarihinin ortak kazanımlarının gücüyle, “insanın insanı sömürmediği bir dünyanın kuruluşunun” bugün hala ancak sosyalizm ile mümkün olabileceğinin altını bir kez daha kalın çizgilerle çizerken, insanlığın eşitlik ve özgürlük mücadelesinin her türlü çaba ve birikimini de kendi öz deneyiminin bir parçası olarak görüyor.

Şimdi toplumsol, yüzünü sola ve toplumsal olana dönmüş herkesi, birlikte anlamaya, birlikte üretmeye ve birlikte değiştirmeye davet ediyor.

14 Ekim 2011 Cuma

toplumsol.org 8 Kasım 2011 tarihinde yayında!

Fikri bir aydınlanma ihtiyacına mütevazi bir katkıda bulunmak üzere, 8 Kasım 2011 tarihinde yayın hayatına başlayacak olan 'toplumsol.org' adlı sitemizi şimdilik 'toplumsol.blogspot.com'dan takip edebilirsiniz... Ağırlıklı olarak dünyada, bölgede ve Türkiye'de yaşanan gelişmelere çeşitli farklı fikirlerin yer aldığı dosya çalışmaları üzerinden bakmaya çalışacak olan toplumsol.org'a katkıda bulunmak, yazı, çeviri ve önerileriniz için 'info@toplumsol.com adresine ulaşabilirsiniz...toplumsol.org içeriğine ilişkin ayrıntılı bilgileri paylaşmaya devam edeceğiz...

Söyleşi: Değişen Türkiye kapitalizminin dönemsel eşikleri ve krizleri

Katılımcı: Prof.Dr.Mehmet Türkay
‎15 Ekim 2011 saat 15'de İstiklal Cad. Süslüsaksı sok No 13/2 Taksim-İst

28 Eylül 2011 Çarşamba

Tartışma-söyleşi günleri başlıyor!

Fikri bir biriktirme sürecine yaptığımız ihtiyaça uygun olarak 1 Ekim 2011 tarihi itibariyle her ay "tartışma söyleşi" günleri düzenliyoruz.

1Ekim 2011 Cumartesi saat 14:00 'de (Galatasaray Lisesi'nin arkasında) İstanbul Cezayir Toplantı Salonu'nda Araştırmacı-yazar Erdoğan Aydın ve gazeteci-yazar Ayşe Hür'ün katılımlarıyla "Değişen Ortadoğu'da Yeni Osmanlıcılık" üzerine tartışıp söyleşeceğiz.

9 Ekim 2011 Pazar günü ise Ahmet Tonak 'Dünya kapitalizminin dönemsel gelişim seyri ve Türkiye'ye etkileri" başlıklı söyleşimize katılacak. Bu etkinliğin yer ve zamanını ayrıca bildireceğiz.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Hiç düşündünüz mü? 13 Haziran sabahı Türkiye'yi neler bekliyor?

24. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri'nin 12 Haziran 2011 tarihinde yapılmasına ilişkin önerge, dün TBMM'ye verildi. Uzun süredir gündemde olan seçim artık resmiyet kazanma yolunda. Her seçim döneminde olduğu gibi, bu kez de siyaset giderek seçime endeksli olarak ısınacak. Fakat, belli ki, bu seçimler, referandum sürecinin de bir devamı olarak gündeme gelecek. Ve görünen o ki, çok büyük bir gelişme olmazsa, iktidar seçimlerden (çeşitli ihtimaller dahilinde) 3. kez galip çıkmayı başaracak. Referandumda alınan "ara toplam"ın bu kez tamamı alınmak istenecek. Ve yine belli ki, iktidarın ajandası bir hayli yüklü. Anayasa, türban, demokratik açılım vs. Türkiye 13 Haziran sabahı, "eskinin devamı yeni bir sürece" uyanacak! Sol açısından bugün konuşulmakta olan "seçim siyasetlerinin" belirlenmesinde esas alınması gereken hususların bir tanesi de 13 Haziran sonrası Türkiye'yi nelerin beklediğidir. Bu soruya asgari düzeylerde de olsa bir yanıt üretmek önümüzdeki dönemin en önemli işlerinden birisi sayılmalı... Bu açıdan 13 Haziran sabahı Türkiye'yi neler beklediğini hep birlikte konuşmaya başlayabilir miyiz?

devrimcidusuncetoplulugu@gmail.com

15 Şubat 2011 Salı

Devrimci bir düşünce topluluğuna ihtiyaç var!..

Türkiye’de uzun süredir bir “değişim süreci”nin yaşandığı biliniyor. Esas olarak dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerin de zorlamasıyla gündeme gelen bu süreç, bugün için ağırlıklı olarak egemenler arası bir çatışmanın içerisinde şekilleniyor. Bu değişim bir yanıyla “yeni bir düzen ve rejim” ile eski düzen ve rejim arasındaki çatışmada billurlaşıyor.

Türkiye ve bölge adeta yeniden ...kurulurken, bir bütün olarak sol (ve sol ile karşılıklı etkileşim içinde olan toplumsal hareketler) bu sürece etkili bir “siyasal toplumsal dönüşüm” alternatifi/odağı olarak bağımsız bir düzlemden müdahale edemiyor.

Türkiye ve bölgede çok önemli gelişmeler yaşanırken, alternatif olamayan sol bir yandan “çatışan güçler” arasında sıkışıyor, diğer yandan (biraz da bu sıkışmanın bir sonucu olarak) reel siyasetin girdabında saflaşıp bölünüyor.

Bu bölünmenin bir tarafını, bugün AKP eliyle gerçekleştirilmeye çalışılan “değişime” örtük ya da açıktan destek veren kesimler, diğer tarafını ise bu “değişimin” de “hayırlı” olmayacağını daha çok geleneksel sol siyaset yapış tarzı ile ifade etmeye çalışan kesimler oluşturuyor.

Ve fakat daha da önemlisi, bu süreç sola, sol tarihe ve sol değerlere ciddi bir saldırı dalgasının başlatılmasıyla eşzamanlı olarak yaşanıyor. Kimi zaman ideolojik kimi zaman ise psikolojik savaş kalıpları içerisinde yürütülen bu saldırı dalgası (kimi önemli çabalara rağmen) yeterince bertaraf edilemiyor.

Bu durum, açık ki solun uzun zamandır yaşadığı “kriz” halini de derinleştiriyor.

Solun çeşitli biçimler altında krizden kimi çıkış yolları araması önemli olmakla birlikte var olan sorunun ciddiyetini kavramaktan uzak görünüyor.

Zira sorunun kaynağı esas olarak, uzun süredir dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, Türkiye solunun da bir “tarihsel dönemi”nin sona ermiş olmasıdır. Kapitalizme karşı değişim ve dönüşüm için mücadele eden bütün toplumsal ve siyasal hareketler, teorik yaklaşımlar (sosyalizmin bir tarihsel döneminin bitişine ait sorunların ötesinde) Türkiye’ye özgü bir siyasal toplumsal ve ideolojik dönemin bitişi ve yeni döneme geçişin sorunlarını da yaşıyorlar.

Böylesi bir tablodan açık ki, ne “geçmişi tekrar ederek” ne de alelacele icat edilmiş “yeni fikirlerle” çıkış imkanı vardır. Ancak bugünün temel meselelerine yanıt vermeyi hedefleyen “devrimci bir yenilenme” ile bu zorlu süreç aşılabilir. Bunun için ise her şeyden önce “kollektif fikri-ideolojik bir mücadele”ye ihtiyaç var.

Solun ve toplumsal olanın savunulması, fikri ve toplumsal zeminin bugünün dünyası ve Türkiye’si gerçekliğinde yeniden kurulması, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yeniden ayaklarının üzerine dikilmesi mücadelesinin yolu buradan geçmektedir.

Peki böylesi bir tabloda neler söylenebilir?

Herşeyden önce, yaşanmakta olan değişimin bütün yönleriyle değerlendirilmesi ve solun yaşamakta olduğu krizin nedenlerini doğru tespit etmek ve “fikri ve toplumsal kollektif çözümler” geliştirmek gerekli görünüyor. Yaşanmakta olan sorunları büyük ölçüde (değişen koşullara uygun) teorik-politik-örgütsel bir yeniden yapılanmanın sorunları olarak görmek önem kazanıyor. Zira sorunların kimi örgütsel önlemler ile ya da sadece siyasal zeminlerde çözülebileceği inancı bugün karşı karşıya olunan durumu büyük ölçüde hafife almak anlamına gelecektir.

Bugün yaşanmakta olan değişimi çok yönlü olarak kavramak, “gitmekte olan ve gelmekte olanı” sınıfların mevzilenmesinde ve mücadelesinde hangi düzeylerde hangi biçimlerde cereyan ettiğini, var olan sınıfların durumunu, karşılıklı konumlarını ele almak, üzerinde ciddiyetle çalışmak ve bugün sola yönelik eleştirileri bu çerçevede yanıtlamak bir başlangıç noktası olarak görülebilir.

Böylesi bir kollektif çalışmayı yürütebilmek için farklı bakış açılarının kendi özgünlüklerini koruduğu, dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmeleri anlamak ve değiştirmek için “devrimci bir düşünce topluluğuna” ihtiyaç var.

Bütün bu söylediklerimizden hareketle, önümüzdeki dönemde, emekçiler ve ezilenler cephesinde eldeki imkanlar dahilinde, politik-örgütsel tercihlerimizi önemsemeden ve bireysel katkıyı esas alan, bir harmanlanma ve solu yeniden gerçek bir toplumsal/politik odak olarak kurmak için önemli gördüğümüz adımlardan birisi olan “devrimci bir düşünce topluluğu” inşa edebilmek için biraraya gelmeyi öneriyoruz.


Tarih: 20 Şubat 2011 Pazar
Saat: 11:00-17:00
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy İstanbul
(Karaköy Güllüoğlu'nun önünden Tophane yönüne giderken solda, Karaköy Yolcu Salonu'nun tam karşısı)
Kemankeş Caddesi No: 31
Karaköy-İstanbul