15 Şubat 2011 Salı

Devrimci bir düşünce topluluğuna ihtiyaç var!..

Türkiye’de uzun süredir bir “değişim süreci”nin yaşandığı biliniyor. Esas olarak dünyada ve bölgede yaşanan gelişmelerin de zorlamasıyla gündeme gelen bu süreç, bugün için ağırlıklı olarak egemenler arası bir çatışmanın içerisinde şekilleniyor. Bu değişim bir yanıyla “yeni bir düzen ve rejim” ile eski düzen ve rejim arasındaki çatışmada billurlaşıyor.

Türkiye ve bölge adeta yeniden ...kurulurken, bir bütün olarak sol (ve sol ile karşılıklı etkileşim içinde olan toplumsal hareketler) bu sürece etkili bir “siyasal toplumsal dönüşüm” alternatifi/odağı olarak bağımsız bir düzlemden müdahale edemiyor.

Türkiye ve bölgede çok önemli gelişmeler yaşanırken, alternatif olamayan sol bir yandan “çatışan güçler” arasında sıkışıyor, diğer yandan (biraz da bu sıkışmanın bir sonucu olarak) reel siyasetin girdabında saflaşıp bölünüyor.

Bu bölünmenin bir tarafını, bugün AKP eliyle gerçekleştirilmeye çalışılan “değişime” örtük ya da açıktan destek veren kesimler, diğer tarafını ise bu “değişimin” de “hayırlı” olmayacağını daha çok geleneksel sol siyaset yapış tarzı ile ifade etmeye çalışan kesimler oluşturuyor.

Ve fakat daha da önemlisi, bu süreç sola, sol tarihe ve sol değerlere ciddi bir saldırı dalgasının başlatılmasıyla eşzamanlı olarak yaşanıyor. Kimi zaman ideolojik kimi zaman ise psikolojik savaş kalıpları içerisinde yürütülen bu saldırı dalgası (kimi önemli çabalara rağmen) yeterince bertaraf edilemiyor.

Bu durum, açık ki solun uzun zamandır yaşadığı “kriz” halini de derinleştiriyor.

Solun çeşitli biçimler altında krizden kimi çıkış yolları araması önemli olmakla birlikte var olan sorunun ciddiyetini kavramaktan uzak görünüyor.

Zira sorunun kaynağı esas olarak, uzun süredir dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, Türkiye solunun da bir “tarihsel dönemi”nin sona ermiş olmasıdır. Kapitalizme karşı değişim ve dönüşüm için mücadele eden bütün toplumsal ve siyasal hareketler, teorik yaklaşımlar (sosyalizmin bir tarihsel döneminin bitişine ait sorunların ötesinde) Türkiye’ye özgü bir siyasal toplumsal ve ideolojik dönemin bitişi ve yeni döneme geçişin sorunlarını da yaşıyorlar.

Böylesi bir tablodan açık ki, ne “geçmişi tekrar ederek” ne de alelacele icat edilmiş “yeni fikirlerle” çıkış imkanı vardır. Ancak bugünün temel meselelerine yanıt vermeyi hedefleyen “devrimci bir yenilenme” ile bu zorlu süreç aşılabilir. Bunun için ise her şeyden önce “kollektif fikri-ideolojik bir mücadele”ye ihtiyaç var.

Solun ve toplumsal olanın savunulması, fikri ve toplumsal zeminin bugünün dünyası ve Türkiye’si gerçekliğinde yeniden kurulması, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin yeniden ayaklarının üzerine dikilmesi mücadelesinin yolu buradan geçmektedir.

Peki böylesi bir tabloda neler söylenebilir?

Herşeyden önce, yaşanmakta olan değişimin bütün yönleriyle değerlendirilmesi ve solun yaşamakta olduğu krizin nedenlerini doğru tespit etmek ve “fikri ve toplumsal kollektif çözümler” geliştirmek gerekli görünüyor. Yaşanmakta olan sorunları büyük ölçüde (değişen koşullara uygun) teorik-politik-örgütsel bir yeniden yapılanmanın sorunları olarak görmek önem kazanıyor. Zira sorunların kimi örgütsel önlemler ile ya da sadece siyasal zeminlerde çözülebileceği inancı bugün karşı karşıya olunan durumu büyük ölçüde hafife almak anlamına gelecektir.

Bugün yaşanmakta olan değişimi çok yönlü olarak kavramak, “gitmekte olan ve gelmekte olanı” sınıfların mevzilenmesinde ve mücadelesinde hangi düzeylerde hangi biçimlerde cereyan ettiğini, var olan sınıfların durumunu, karşılıklı konumlarını ele almak, üzerinde ciddiyetle çalışmak ve bugün sola yönelik eleştirileri bu çerçevede yanıtlamak bir başlangıç noktası olarak görülebilir.

Böylesi bir kollektif çalışmayı yürütebilmek için farklı bakış açılarının kendi özgünlüklerini koruduğu, dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmeleri anlamak ve değiştirmek için “devrimci bir düşünce topluluğuna” ihtiyaç var.

Bütün bu söylediklerimizden hareketle, önümüzdeki dönemde, emekçiler ve ezilenler cephesinde eldeki imkanlar dahilinde, politik-örgütsel tercihlerimizi önemsemeden ve bireysel katkıyı esas alan, bir harmanlanma ve solu yeniden gerçek bir toplumsal/politik odak olarak kurmak için önemli gördüğümüz adımlardan birisi olan “devrimci bir düşünce topluluğu” inşa edebilmek için biraraya gelmeyi öneriyoruz.


Tarih: 20 Şubat 2011 Pazar
Saat: 11:00-17:00
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy İstanbul
(Karaköy Güllüoğlu'nun önünden Tophane yönüne giderken solda, Karaköy Yolcu Salonu'nun tam karşısı)
Kemankeş Caddesi No: 31
Karaköy-İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder